EMRE
Merhaba, ben Emre Kalkan. Yaz mevsiminin hemen sonrasında 2 Eylül'de Ankara’da dünyaya merhaba dedim.
Merhaba Emre Kalkan ben.Bundan yıllar önce bir 2 eylül günü Ankara’ da merhaba demişim dünyaya, her ademoğlu gibi..Ben de büyümüşüm,yıllar geçmiş, yollar geçmiş, başlamışım okula. Çocukluk dönemimi ağaçlarda, kırlarda çember çevirerek, çelik çomak oynayarak, okul bahçesinde kovalamaca oynayıp önlüğümün kuşaklarını kopartarak, derelerde, tepelerde gezerek, sabah çıkıp oyuna dalıp gece evin yolunu unutarak, her çocuk gibi bisiklet isteyip gece gündüz ona binerek, üst sınıfın kızlarına aşık olup üst sınıf erkeklerinin gazabına uğrayarak, bayram günleri yeni elbiselerimle ve ayakkabılarımla uyuyarak, büyüklerin elini öptüğümde harçlık alma heyecanını duyarak, beceriksizliğimden futbol oynayamamış olarak, en sevdiğim arkadaşlarımın babalarının tayinleri çıkıp gidince arkalarından üzülüp kendini dünyanın en yalnız adamı hissederek, luna parklara hayranlık duyarak… Yani kısaca çocukluğumu yaşayarak geçirdim. Derken lise de geldi geçti. Herkes gibi sınav, üniversite stresi derken hep istediğim radyo- tv ve sinema bölümüne girdim. Ben de herkes gibi üniversiteyi kazanınca her şey halloldu sandım ama asıl her şeyin şimdi başladığını anladım. Derken büyüdüm, çocuk yanımı içimde saklamayı unutmadım. Bazı anlarda onu gizledim, bazı anlarda özgür bıraktım. Hayatı yaşadıkça öğrendim. Şefkat sunduğu zamanda oldu, derin acılarla baş başa bıraktığı anlarda. Ama hayat bu değil miydi? Düşmeden yürünmezdi, öğrenmeden bilinmezdi… Bağladım ben de hayata kendimi… Birileri için verdiğim sözler vardı, birileri için edinmem gereken yerler ve her şeyden önemlisi kendi içimde sürekli koşan, durmayan bir hayal, bir hedef… Konya’da geçen 4 yıllık üniversite hayatımda hem okudum, hem tiyatro eğitimi alıp çeşitli tiyatro oyunlarında oynadım. Derken okul bitti, Ankara’ya döndüm. Sonra hedeflerim beni çağırdı. Sırtıma aldığım çantamda, birkaç kıyafet, yüklüce umut ile geldim İstanbul’a… Geldim gelmesine ama kimse yoktu burada beni karşılayacak.Yaslandım bir çınar ağacına, kendi kendime ‘yapacaksın Emre’dedim, mücadele edeceksin. Derken zaman geçti, istediğim işe başlangıç yaptım. Biraz seslendirme, çokça sunuculuk, oldukça mankenlik ,bir miktar oyunculuk, uzunca şiirler, denemeler, şarkı sözleri ile mesleğimde yetenekli olduğum alanlarımı geliştirdim. Bir gün de yolum Kral Tv ‘den geçti .’Artık buradasın’ dedi hayat. Ben de ‘tamam’ dedim,’biraz daha okuyayım’ dedim. Gittim yüksek lisans yaptım.
Şimdi birlikte güçleniyoruz, hayatı anlıyor, yaşıyor ve paylaşıyoruz.Yapmak istediklerimin belki çok başındayım ama istediğim yoldayım. Yüzümde tebessümle dönüyorum geçmişe. Düzen ve titizlik hayatımın vazgeçilmez kuralı. Başak burcunun bana en güzel hediyesi. Dondurma, yaş pasta, tatlı ve çikolata da hayatımın hoş yanları… Beni kandırmak çok kolay yani…

İçimizden biri, evimizin çocuğu, en doğal ve içten sunucu gibi yakıştırmalarla anlatıyorsunuz beni.Yapmak istediğim de buydu.Tv de görünen soğuk adamlar yerine herkesin alışık olduğu Emre olmaktı, herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği biri olmaktı. Başardımsa ne mutlu bana! Sırtımdaki çanta hiç çıkmadı, içi her zaman umut doldu. Yollar yürünmek için değil midir? Ben de o çantayla hep yürüyorum işte. Yollar devam ettikçe elde ettiklerim ve edecek olduğum hedeflerle, kimi zaman yürüyorum kimi zaman dinleniyorum. Ama hayatı asla kaçırmıyorum. Bazen bir dolmuşun camında, bir tramvayda, vapurdan baktığımız mavilerde, kalabalıkta, yalnızlıkta, yeşilin tonlarında, ayak üstü karnımızı doyururken, telaşla birilerine bir şeyler anlatırken, bir çocuk gülerken, bir yaşlıya yer verirken, birileri için bir şeyler yaparken, en önemlisi bir yere yetişmek için kaçırdığımız anlarda hayat aslında hep yanı başımızda. Ne diyebilirim başka… Beni anlayan herkese sonsuz sevgilerle…

HER ŞEY GELİR GEÇER GERİDE SADECE SEN KALIRSIN..



Tarihi : 02-01-2008 10:01

Bu içerik 52640 defa okundu, 60 kişi yorum yazdı.

YONCA
Merhaba ben Yonca….24 Mayıs 1980 yılında Almanya’da canım annem beni dünyaya getirmiş.
Ben İstanbul’da büyüdüm ve bundan dolayı kendimi çok şanslı görüyorum; çünkü tam bir İstanbul aşığıyım.


Aslında benim en büyük şansım ailem. Aileme çok düşkünüm, onlar bana hep doğruyu ve “insan gibi insan” olmayı öğrettiler. Ailemin verdiği eğitimden sonra hep hayalini kurduğum konservatuar eğitimi almam gerekiyordu ve sınavlara girdim. Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi müzik bölümüne 1. olarak girdim. Piano-şan bölümünden mezun oldum. Bu arada üniversitede okurken Best Model Of Turkey yarışmasına girdim. “Sempati Güzeli” seçildim.


2002 de Kral TV’ye girerek televizyon hayatına adım attım. İşimi çok seviyorum ama bu camianın insanlarını sevmiyorum, çünkü insanlar çok çıkarcı ama açıkçası ben o insanlara içimden gülüyorum..Benim için çok daha önemli olan şeyler var mesela yemek yapmak ve onları oturup yemek,saatlerce oturup piano çalmak ve ailemle zaman geçirmek..


Sevgiyle Kalın…



Tarihi : 02-01-2008 10:01

Bu içerik 29148 defa okundu, 48 kişi yorum yazdı.

ZUHAL
Merhaba..Ben Zühal Yıldırım.Yani “Çikolata Ağacı”
3 Şubat 1979 yılında İzmir'de doğdum.Ankara niversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldum.'Miss Turkey 2002' güzellik yarışmasında finale kaldıktan sonra Almanya'da düzenlenen 'Miss Intercontinental 2002' yarışmasında ülkemi başarıyla temsil ettim.Daha sonra Kral TV'den VJ’lik teklifi aldım.18 Nisan 2002 tarihinden beri VJ’lik yapıyorum.Bu süre içerisinde Ayla Algan'dan oyunculuk eğitimi aldım.Özel bir kanalda magazin programı ve çocuklara yönelik sinema programı sundum..


Zamanımın çoğunu evde geçiriyorum. Hatta hep evdeyim.Kitap ve gazete okumaktan,müzik dinlemekten,yemek yapmaktan çok keyif alıyorum.Hııı bide dizi çok izliyorum.Çikolataya,dondurmaya,pastaya,kurabiyeye dayanamıyorum.(Bu da alakasız oldu ama olsun:)


Gelelim bana,insanlara,hayata,amacıma,beklentilerime....İnsanlardan,hayattan çok fazla beklentim olmaması için çaba harcıyorum.Diğer taraftan çok üzülüyorum.Daha doğal,daha dürüst,daha duyarlı,daha anlayışlı davranarak birçoğumuzun şikayetçi olduğu bu dünyayı değiştirebiliriz.Bu mümkün! Amacım;çok kararsızım.Güzel,faydalı,içerikli programların sunuculuğunu yapmak çok isterdim.Ama????.Herşeyi akışına bıraktım.Tek duam; sevdiklerimle birlikte sağlıklı,huzurlu bir ömür geçirmek.Herkese çikolata gibi bir hayat diliyorum.


Hoşçakalın!!!!!



Tarihi : 02-01-2008 10:01

Bu içerik 20707 defa okundu, 19 kişi yorum yazdı.

BÜLENT
On iki senedir Kral TV de vj lik yapıyorum.
Mimar Sinan Üniversitesi tiyatro ana sanat dalı mezunuyum. Bugüne kadar bir çok dizide misafir oyuncu olarak oynadım. Ayrılsak da Beraberiz Lap Top Recai 501 bölüm,Avrupa yakası 2 bölüm, Çiçek Taksi 2 bölüm, Ruhsar 1 bölüm, Eyvah Kızım Büyüdü ve Anlat İstanbul adlı sinema filminde yer aldım.


Trakya kökenli neşeli bir ailenin tek çocuğuyum. Çocukluğum tavukların ineklerin ve ördeklerin içinde geçti. 4 senelik konservatuar yıllarında devlet tiyatroları,şehir tiyatroları ve İdil Yazgan Çocuk Tiyatrosu’nda 3 sezon oyunlarda yer aldım.. 1.5 sene boyunca Zerrin Özer’in back vokalini yaptım. 6.5 senedir İstanbul ve Türkiye’nin çeşitli gece klüplerinde şarkıcılık yapıyorum.Repertuarımda “Şimdi uzaklardasın” dan, Ben Sende Tutuklu Kaldım” a , Yunanca “Magapay” dan, Bas Bas Paraları Leyla’ya kadar çok renkli ve eğlenceli şarkılar var.


Biraz tiyatro biraz vj’lik,biraz şarkıcılık derken hayat böyle çok keyifli bir şekilde geçiyor..Eskisi kadar şiir okumuyor,eskisi kadar insanlara güvenemiyorum.eskiden hayran olduğum hiç kimseyi şimdilerde sevmiyorum.Hayranlığım bitti, ama uzaylılara hala inanıyorum…



Tarihi : 02-01-2008 10:01

Bu içerik 23092 defa okundu, 27 kişi yorum yazdı.